çağatay ulusoy un karanlıktan çırılçıplak koşarak gelmesi

ay bazı şanslılar bunu gerçekten yaşıyor çağatayı çıplak görüyor dediğim, benim için ulaşılamayacak bir hayal olan durum.

söylenebilecek en acımasız sözler

götü tutuşmak

cinsellik ve şiddet içerikli obsesyonlar

bu dünyada cehennemi görmektir. bir gün kız kardeşinize cinsel içerikli bir şey hissedip hissetmediğinize emin olamazsınız bir başka gün çocukları taciz edip etmeyeceğinize. kalben ve aklen böyle bir eğiliminizin olmadığına emin olsanız da emin olma mekanizması bozulan ruh ya da beyin içinizi bir kurt gibi kemirir. bunlar toplumun bilinç altınıza armağan ettiği çöplerdir. 15 yaşınızdan beri sırf eşcinsel olduğunuz için size iğrenç bir sapık olduğunuzu söyleyen bir dünyanın yadigarıdır.

kedi besleyen sözlük yazarları

-kedi mi besliyor hmmm.. bekar bide değil mi?
-evet
-kesin var onda bi sıkıntı, yıllardır böyle tek yaşıyor. kesin idne kesinn!

gibi dialoglara kulak misafiri olabiliyoruz ama çikom olmadan asla! gururla bakıyorum yavruma.

bir heteroya aşık olmak

kısa bir süre için bile olsa yaşadığım psikolojidir. kendimi keşfetme sürecim oldukça sancılıydı. çocukluğumdan itibaren beni bastıran dürtülerle savaşmaya ve kendimi normal(!) hissetmek adına erkeklerle ilişki yaşamaya çalışıyordum. ama onları öpemiyor, onlarla sevişemiyordum. seviyor taklidi yapmak kolaydı, ancak iş cinselliğe gelince hem bana eziyetti hem onlara. sonunda artık nefret boyutuna ulaşınca ya terk ediliyor ya da terk ediyordum. hayatımda hiç eşcinsel tanıdığım olmamıştı. tek bildiğim sapkın olduklarını bas bas bağıran bir toplumdu. inanır mısınız bilmem, bir ara kendimi hasta olarak görüp tedavi yolları bile araştırdım. üstelik ben bir kadındım da. birilerinin namusuydum. bu nasıl ortaya çıkabilirdi ki? ailem tabiki bu buhranın dışındaydı, bilmemelilerdi. sonra bir şekilde kırmızı elma sözlük ile tanıştım. oraya bir heteroseksüel kadın kimliğiyle girdim. sonra sözlükteki eşcinsel insanları dinledim, onlarla tanıştım. biralarımızı yuvarlarken anlattıkları hikayeler benim hissettiklerimle öyle benzerdi ki...
orada geçirdiğim ilk 1 sene içinde evrimimi tamamladım. kendimle, kendi bedenimle, kendi cinselliğimle, kendi yönelimimle barıştım. ayıp, günah saydığım tüm dürtülerim aslında mucizevi güzelliklerden biriydi, bunu gördüm. tanrıdan uzaklaştıkça, daha da kendime yaklaştım. evrimimi tamamladığımda geriye tek bir sorun kalmıştı. 3 senedir boşu boşuna oyaladığım adamdan ayrılmak. o dönem aramız artık çok kötüydü, başta da belirttiğim gibi nefret boyutuna ulaşmak üzereydik. ama onu kırmak çok zor geliyordu. çok şefkatli ve karakterli bir adamdı ve onu çığrından çıkaran zaten bendim. ben suçluydum. okula döndüğümde tesadüf bu ya, ben kara kara düşünürken o açtı konuyu. ayrılmak istediğini söyledi. çok şaşırmıştım, peki diyebildim sadece. açıklama yapmadı, ben de yapmadım. öylece bitirdik. akşam arkadaşlarımla bahçede oturmuş gitar çalıp şarkı söylüyordum. e haliyle aşk acısı çekiyor görünmem gerektiğinden pek konuşmuyor sadece gitara odaklanıyordum. sonra yan binadan sesimi duydu bir kadın. yanımıza geldi. film karelerinden bir parça yaşadım orada. şalım olsa ağır çekimde uçuşabilirdi. onun dışında her şeyin bir anda flulaştığına yemin edebilirim. ilk görüşte aşktı, ilk aşkımdı. tabiki o gece numarasını elime geçirdim ve aramaya başladım. sohbetler, eğlenceler. ağzının içine düşecektim. ama korkuyordum da. haliyle üniversitenin kız yurdunda böyle bir aşk tehlikeliydi. üstelik bu kadın hep eski birlikte olduğu adamları anlatıp duruyordu. ilk deneyimim, ilk aşk?ım heteroseksüeldi. şansa bak dedim içimden. olsun dedim. en iyi arkadaşı olurum, omzumda ağlasın. başka erkeklerle sevişip bana anlatsın, çekerim, yeter ki yanımda olsun dedim. sevdim diyorum ayol! çekmeye de başladım açıkçası, hatta ben de eski sevgililerimi anlatmaya başladım. bir hafta sonra ta-daaa... kafalarımızın hafif kıyak olduğu bir gece barda üstüme atladı. ben şok haliyle. meğer kadın biseksüelmiş. o tanıştığımız akşam o da beni gözüne kestirmiş. beni hetero sandığı için uzak durmaya çalışmış falan. oturup o şapşal halimize güldük. anlattıkça daha da çok güldük. şimdi aradan 2buçuk yıl geçti. mutluyuz. o dönemi hatırladıkça hala tüylerim diken diken oluyor.

izole diller

adını hiç duymadığım dillerdir:
baskça
zunice
haydaca
ketçe

ayı sözlük dergisi için isim önerileri

eğer ki daha önceden koza diye bir dergi varsa bu ismin seçilmesi sıkıntı yaratabilir. ayrıca malesef ki ayısözlük ile pek bağdaştıramadığım bir isim. *

homojen'in esprili bir tarafı da var bence. umarım o olur.

erkek bedeni

kadınlarla da yatmış biri olarak erkek bedeninin sanırım beni cezbetmesinin nedeni, kadın bedeninden farklı olarak daha sert, daha kaslı, daha güçlü olması. dokunurken güçlü bir bedene dokunmak, bir kadından daha kalın bir bedene sarılmak, o kasları hissetmek falan hoşuma gidiyor. öte yandan bir f2m bir transseksüelle de beraber olmuştum ve bedeni ince yapılı olsa da, yani eskiden bir kadın vücudu olsa da, aldığı hormon takviyeleri vs. ile dönüştüğü beden de yine beni tahrik etmişti. biraz karışık konular bunlar sanırım, tam bir tanım getiremedim neyin çekici olduğu konusunda.